Afganistan, son yıllarda kadın hakları konusunda birçok zorlukla karşı karşıya kaldı. Ülkede, özellikle Taliban’ın iktidara geçişiyle birlikte, kadınların toplumdaki yeri giderek daha da zayıfladı. Şimdi ise yaşanan en son olay, bu durumda bir dönüm noktası olabilir. "Kemik kırılmadığı sürece serbest" anlayışıyla sokaklarda dolaşan kadınlar, artık sadece fiziksel şiddet değil, aynı zamanda psikolojik baskılarla da mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Bu durum, kadınların eğitim hakimiyetini, ekonomik bağımsızlıklarını ve temel insan haklarını ciddi şekilde tehdit ediyor.
Afganistan'da 2023 yılında kabul edilen yeni yasa, kadına yönelik şiddeti kapsayan ve birçok insan hakları aktivistini endişeye sürükleyen bir değişiklik olarak dikkat çekiyor. Yasa metinlerinde geçen ifadeler, özellikle büyük bir rahatsızlık yaratıyor. Kadına yönelik şiddeti hedef alan bu yeni yasalar, "Kemik kırılmadığı sürece serbest" ifadesiyle, şiddeti adeta normalleştiriyor. Bu durum, özellikle düşük gelirli kadınların risk altında olduğu anlamına geliyor zira başta aile içi şiddet olmak üzere, birçok kadın için mevcut yasaların koruyucu tedbirler getirmediği gerçeği ile de yüzleşmek zorundalar.
Bunun yanı sıra, birçok kadın için "şiddet" kavramı artık sadece fiziksel yaralanmalarla sınırlı değil. Ülkedeki kadınlar, geleneksel normlar ve toplumsal baskılar ile sürekli karşı karşıya kalıyorlar. Aile içi şiddet, zorla evlendirme veya eğitim hakkının kısıtlanması gibi birçok sorun, bu dinamiklerin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Afghaneli kadınlar, yaşadıkları bu tehditlerle başa çıkabilmek için, sadece hukuki anlamda değil, topluma entegre olma çabasında da kararlı olmaya çalışıyorlar.
Dünya genelinde, bu yasaların kabul edilmesi üzerine birçok insan hakları örgütü ve aktivist, Afgan hükümetine tepki gösterdi. UNESCO, Birleşmiş Milletler ve birçok sivil toplum kuruluşu, Afgan kadınının yaşadığı bu korkunç durum ile ilgili raporlar yayınlayarak uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Özellikle, Taliban’ın iktidara gelmesiyle birlikte, uluslararası yardım ve desteklerin nasıl şekilleneceği merak konusu. Bu durum, aynı zamanda dünya genelinde kadın hakları mücadelesinin de bir parçası haline geldi ve birçok ülkede bu koşullara dikkat çeken farkındalık kampanyaları düzenlenmeye başlandı.
Afganistan’da kadın haklarının savunulması ve güçlendirilmesi amacıyla yapılan çalışmalar, birçok aktivistin liderliğinde sürdürülüyor. Ancak, bu çabalar çoğu zaman büyük engellerle karşılaşıyor. Eğitim hakkı, iş gücü piyasasına katılım, siyasal haklar gibi konular, kadına yönelik şiddetin artması ile direkt bağlantılı hale geliyor. Dolayısıyla, bu mesele yalnızca Afganistan hakkında değil, global ölçekte de ele alınması gereken bir durum haline gelmektedir.
Sonuç olarak, Afganistan'da kadınların yaşadığı durum, sadece bireysel bir sorun değil, aynı zamanda uluslararası bir insan hakları ihlali olarak da tanımlanabilir. Gelişmelerin nasıl şekilleneceği, dünyadaki tüm kadın hakları aktivistlerinin ve destekçilerin iş birliğine bağlı. Davalar, kampanyalar ve dünya genelindeki protestolar ile birlikte, Afgan kadınlarının sesi daha fazla duyulmalı ve bu korkunç yasa değişikliklerine karşı durulmalıdır. Çünkü "Kemik kırılmadığı sürece serbest" anlayışı, asla kabul edilebilir bir durum olamaz. Her kadının onuru, hukuku ve yaşam hakkı, korunması gereken en önemli değerlerden biridir. Anadolu topraklarından gelen bu durumu değiştirmek için, uluslararası toplumun daha fazla harekete geçmesi, kadınların özgürlüğü için en önemli adımdır.